24 Mayıs, Çarşamba


Umud Mirzeyev'in "Konuşan Taşlar" adlı notlar serisinden ilk yazı - "Şirince Günlüğü" - VİDEO - FOTO GALERİ

Kültür

A- A A+

"Eurasia Diary" analitik haber portalı bugünden itibaren UABV Başkanı Umud Mirzeyev'in Türkiye'nin İzmir ve Ordu vilayetlerine ziyareti sırasında duyduğu ve gördüğü ilginç olguların yansıtıldığı "Konuşan Taşlar" adlı gezi hatıraları silsilesini okurlarıyla paylaşacak.

"Ben taşların konuştuğunu biliyordum. Ama taşların bu mucizesini İzmir'e seferim zamanı hissettiğim kadar hiçbir zaman hissetmemiştim. Taşlar da insanlar gibidir. Dindirsen sana 100 yılların, bin yılların, asırların salnamesini anlatırlar. Tarihlerden işaretler verirler. Ellerinizi dokundursanız canlı bir varlığa dönüşürler. Koskocaman muhatap olurlar. İzmir'de olduğum günleri böyle hislerle yaşadım. En ilginci de bu idi ki, burada yaşayan insanlarla buradaki taşların, dağların, sal kayaların, anıtların garip bir benzerliği vardı. Bu benzerliği ben İzmir'e seferim zamanı "Şirince", "Yedi uyuyanlar", "Meryem Ana", "Efes" anıtlarını ziyaret ederken, daha çok hissettim. Ben bu yazıda şimdi hakkında efsaneler, masallar yazılan "Şirince" hakkında sohbet açacağım.

 
2012 yılının 12 inci ayının 21-de maya takvimine göre dünyada kıyamet gününün gerçekleşeceği, hayatın sonu olacağı iddia olundu. Dünya'yı bekleyen bu büyük felaket yalnız Şirince'nin yerleştiği araziden yan geçecek dediler. Bu nedenle, tüm dünyanın gözleri Şirince'ye dikilmişti.
 
 
Hatta bazı insanlar dünyanın en ücra yerlerinden, şöyle desek "can havliyle" o tarihte Şirince'ye gelmeye can atıyorlardı. Şirincə'yi karış-karış, sokak-sokak dolaştım. Karşılaştığım ihtiyar dedelerle ve ninelerle konuştum. Bana Mustafa Kemal Atatürk'ün hem Selanik'teki, hem de Şirince'deki günlerini ve yaşamını anlattılar. Selanik'ten konuşan herkes büyük Mustafa Kemal Atatürk'ten iftiharla söz ediyor, onun da Selanik'ten olmasını dikkatle anlatıyorlardı.
 
 

En ilginç olan, bu insanlar ne eski yurt-yuvalarını unutmuşlar ne de buradan göçüp gitmiş yunanları. Onlar bu günde gidip gelmeye devam ediyor. Şirince adı gibi havasıyla, suyuyla, yemekleriyle, orda yaşayan insanların lehçesi ile şirinleşip benim için unutulmaz bir hatıraya dönüştü.

Tarihin "Şirincesi"

Evet, beklenen "kıyamet" baş vermedi. Ama bu köy de kendi efsanevi ruhunu koruyarak, hafızalardan silinmedi. Buraya her yıl dünyanın dört bir yanından akın eden on binlerce turistin sayısı da bunun kanıtıdır. Birçoklarının "kıyamet köyü" olarak adlandırdığı bu köy gerçekten sihirlidir. Şirince XIX yüzyılda, özellikle incir ihracı ile çok tanınan, 1800 evden oluşan bir Yunan kasabası idi. 1923 yılında rumların yerini aynı sayıda köylerden gelen Türkler aldılar. 1950'lerde köyde 2000-3000 kişi olsa da, sonradan 700 kişiye kadar azalan nüfus 1990'lardan itibaren turizmin gelişimesi ile tekrar yükselişe geçti.

 

Köyde hale bazı rumların evleri otel olarak kullanılıyor. Köyde Yunan kiliselerini Türkler tarihi anıt gibi koruyorlar. Şimdi Şirinc'de yaşayanların söylediklerine göre, dedeleri dağların eteklerinden gelip Şirince'ye ulaştıklarında ilk sözleri "Eh, aldattılar bizi!" olmuştur. Buradan giden Rumlar da muhtemelen aynı şeyi düşünmüşler ki, göçtükleri yerde köyün aynısını yapıp adını da "Şirince" koymuşlar. Üstelik Meryem Ana'nın mezarının bu bölgede, yani Bülbül dağlarında olduğuna dair söylentiler var. Şirince'de çok ilginç başka bir köy de var. Köy içinde köy diyorlar ora. Bu, tamamen eğitim amaçlı kurulan bir kurumdur. Adı Matematik köyüdür. Nesin Matematik Köyü, matematik alanında faaliyet gösteren bir eğitim kurumudur.

 
 

Bu köy İzmir'in Şirince ilçesine 1 kilometre uzaklıkta bulunan Nesin vakfına ait 5,5 hektarlık bir arazide 2007 yılının Mayıs ayında kurulmuş. Köyde bilim ve eğitim amaçlı matematik veya matematiğe bağlı bilimlerle ilgili çalışmalar, dersler, seminerler ve kamplar düzenlenmektedir.

 

Sonda özellikle İzmir'de olurken elde ettiğim hoş izlenimlere ve toplaya bildiğim ilginç bilgilere göre İzmir'li dostum, bilim insanı, 9 Eylül Üniversitesi'nde profesör olan Aykut Kefi'ye şükranlarımı sunuyorum. Dostum Aykut'un yardımı olmasaydı, şimdi belki de "Şirince Günlüğü" olmayacaktı... "

 

Belirtmek istiyoruz ki, UABV Başkanı Umud Mirzeyev'in "Konuşan Taşlar" adlı notlar silsilesinde "Şirince Günlüğü"ne paralel olarak "Efes", "Meryem ana" ve "Yedi uyuyanlar" abidelerine ziyareti hakkında da ilginç makaleler var. Eurasia Diary haber portalı düzenli olarak bu makaleleri okuyucuları ile paylaşacak.

 

Tercüme: Sahavet Neciyev

EurasiaDiary © İçeriğin yayınlanması için hiperlink kullanılmalı.

Bizi takip edin:
Twitter: @EurasiaTurk
Facebook: EurasiaTurkiye


loading...