20 Eylül, Çarşamba


Galip İlhaner: Cumhurbaşkanlığı seçiminde AK Parti adayı ile AKP'li aday yarışacak - Özel

Röportaj

A- A A+

Milat Gazetesi yazarı Galip İlhaner, Türkiyedeki referandum seçimlerini Eurasia Diary için değerlendirdi. İlhaner, Başkanlık seçimlerinde  Recep Tayyip Erdoğanın karşısına AK Partiden bir aday çıkabileceğini söyledi. AK Partinin referandum sürecinde bazı hatalar yaptığını da ifade eden İlhaner, AK Partililerin önüne gelene FETÖcü diyerek kendi içinde bir iç çatışma çıkardığını, referandumda başarısızlığını ana nedeninin de bu olduğunu belirtti.

ED: Galip bey, ilk olarak, seçimi genel anlamda nasıl değerlendirirsiniz?

Galip İlhaner: Seçim genel anlamda, Erdoğan için bir başarı ama, AK Parti ve MHP için tam bir başarısızlık olmuştur. Hatta MHP için tam bir hezimet olmuştur. MHP tabanının kendi parti yöneticilerine bile güvenmedikleri, partilerinde yaşanan iç çatışmanın ileri boyutlara vardığını, MHP’nin bölündüğü,… net bir şekilde ortaya çıkmıştır. MHP ayrıca, Kürtler ile ittifak fırsatını da kaçırmıştır. Kürtler referandumda büyük ölçüde destek verirken, MHP tabanı referandumda çok, çok, çok büyük bir fire vermiştir. Bu durum Kürtlerde, zaman ilerledikçe, AK Parti’ye karşı daha fazla sempatiye de dönüşecektir. AK Parti bu fırsatı da değerlendirmelidir. MHP ise içinde bulunduğu bu durumu, partide büyük bir temizlik yaparak düzeltmeye çalışacaktır. MHP yönetimi, muhaliflerini, özellikle Akşener’i, bir ‘parti kurmaya itme stratejisi’ ile hareket ederek, onları parti kurmaya zorlayarak, bu şekilde muhaliflerini marjinalleştirebilir. Bahçeli muhaliflerinin, MHP çatısı altında olmadan, başarılı olmaları son derece zor.

Referandum, MHP için aynı zamanda, Kürtleri kazanma fırsatı idi. Ama MHP bunu da, bu tarihi fırsatı da değerlendiremedi. Son derece gereksiz bir eyalet tartışmasına girdi. Erdoğan, aslında tam MHP tabanının kabul edebileceği bir profil ama MHP tabanı Erdoğan’ın Türkiye’yi böleceğini düşünebilecek kadar, gerçekten kopmuş durumda. Erdoğan’ın, hem de bilerek ve isteyerek, Türkiye’yi böleceğini düşünen çok sayıda insan var. Özellikle de bu insanlar MHP, Saadet Partisi tabanında daha çok bulunuyor. Bu tür insanların ikna edilmesi ise neredeyse imkansız. Tam bir şartlanmışlık durumu var. Çelişkili bir şartlanmışlık durumu söz konusu. Ayrıca MHP tabanının, önemli bir kısmının muhafazakarlığının, şekilci olduğu ve laik CHP’ye daha yakın olduğu da görülüyor.

Referandumun bir diğer kaybedeni ise, Saadet Partisi. Referandumu, tabanı serbest bırakarak değerlendirebilirlerdi. Ama çok ciddi bir hata yaptılar. Yüzde 70 ve üzeri sağ kesimi tamamen kaybetme riskine girdiler.

Referandumdan neredeyse kazançlı çıkan tek kişi ise, Erdoğan olmuştur.

Erdoğan dışında ise, referandumun başarılısı kısmen; HÜDA-PAR ve CHP’dir. Burada CHP’nin kullandığı dilin kısmen başarılı olduğunu da ifade edelim. CHP başarısı ciddi bir başarı değil ama, AK Parti ve MHP başarısızlığı ise kesindir.

AK Parti, PKK ile Kürtleri ayırmayı büyük ölçüde başarabildi ama, FETÖ ile Cemaat, bir diğer adla Nurcular, tabanını birbirinden ayırabilmeyi henüz başarabilmiş değil. AK Partililer; önüne gelene FETÖ’cü diyerek kendi içinde bir iç çatışma çıkardı. Başarısızlığının temel sebeplerinden biri de budur. Adalet tam olarak uygulanamadı. Zaman ilerledikçe, bu konu daha görünür olmaya başladı. AK Parti’yi bekleyen en büyük tehlike de budur. Çünkü bu bir iç çatışmadır.

Nasıl ki Kürtler ile PKK bir iç çatışma yaşıyorsa, FETÖ ile AK Parti de bir iç çatışma yaşıyor. PKK nasıl ki Kürtler arasında uçurumlar oluşturduysa, FETÖ de mütedeyyin kitleler arasında uçurumlar oluşturuyor.

Güneydoğu’da FETÖ ile CEMAAT ayrışması kısmen sağlanabilmiş durumda ama, batı illerinde bu derinleşerek devam ediyor. AK Parti’nin en büyük sorunu budur. AK Parti, iç çatışmasını başarılı bir şekilde bitiremezse, kendi sonunu hazırlar. İç çatışmaları bitirmenin bir tek yolu vardır. O da adalet!

Adalet dışında hiçbir şey iç çatışmaları bitiremez. Adil bir yönetimin ise, kazanamayacağı hiç kimse olamaz. Adaletten sapmadan ve samimiyetle mücadele edilmelidir.

Referandumda Kürtlerin desteğinin alındığı da açık ve net bir şekilde görünmektedir.

Kürtlerin neden EVET demesiyle ilgili çok sayıda sebep sayılabilir. Ama, en önemlisi, Türkiye’nin beka sorununa olan duyarlılıktır. Kürtler kendi geleceklerini de Türkiye’de görmektedir. Dünyadaki bütün Kürtler Türkiye’ye bakmaktadır. Kürtler, PKK’dan kurtulmak için, referandumu bir fırsat olarak değerlendirdi. Erdoğan faktörü de en önemli sebeplerden biri. Kürtler PKK’ya hayır, birlikte yaşamaya ise evet dedi. Barzani’nin de kısmen etkisi oldu. Barzani Türkiye Kürtleri üzerinde fazla etkili değil ama, Barzani etkisi gittikçe de artıyor. Bunu da burada not etmiş olalım. Türkiye’nin Milli bir Kürt hareketi başlatarak, dünyadaki bütün Kürtleri Türkiye’ye bağlaması zorunludur. Güvenlik olmazsa olmazdır. Güneydoğu’da güvenlik arttıkça, PKK da aynı oranda gerileyecektir. Bu ortam henüz tam olarak sağlanabilmiş de değil. PKK’nın çözüm sürecine ihanet etmesi ve bundan dolayı da HDP’nin halkın karşısına çıkacak yüzünün olmaması. HDP’nin çözüm sürecini heba etmesi. Kürtler de Cemaat tabanı da şu anda geçiş dönemi yaşıyor. PKK’dan kurtulmak isteyenler Barzani üzerinden, FETÖ’den kurtulmak isteyenler Meral Akşener üzerinden bir çıkış arıyor. Buna AK Parti iyi bir cevap veremiyor.

AK Parti bu geçiş dönemini kendi üzerinden sağlamalıdır. Ciddi bir rehabilitasyon süreci gerekiyor.

Kısaca ifade etmemiz gerekirse;

Referandumun kazananları; Erdoğan ve Kürtler

Referandumun kısmen kazananı CHP, MHP muhalifleri

Referandumun kaybedenleri; Saadet Partisi, PKK/HDP, MHP,…

Şeklinde ifade edebiliriz.

Ne PKK, ne FETÖ, ne diğer oluşumlar, AK Parti herkese yeter stratejisi ile hareket etmelidir. Bunu sağlamanın yolu da adalet uygulamaktan, adil olmaktan geçer.

Milat gazetesi yazarı Galip İlhaner


ED: YSK'nın, seçimin bitmesiyle mühürsüz oy pusulalarının dışarıdan getirilerek kullanıldığı kanıtlanmadıkça geçerli sayılacağı açıklaması var. Ancak  "Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun"da "üzerinde ilçe seçim kurulu ve sandık kurulu mührü bulunmayan zarflar geçersiz sayılır" maddesi var. Bunu, YSK'nın kanun maddesini çiğnediği yönünde yorumlayabilir miyiz? Diğer taraftan, muhalefet partileri bu duruma itiraz edeceklerini belirttiler. Bu itirazlar sonuçları değiştirebilir mi? 

Galip İlhaner: Bu hukukçuların yorumlayacağı bir soru olmakla birlikte şunu söyleyebiliriz:

Referandum iptal edilirse; AK Parti erken seçime gider. Bu durumda HDP barajı aşamaz, MHP’nin barajı aşıp aşmaması da önemli değil. MHP’nin AK Parti ile ittifakı devam edecek gibi de görünüyor. Erken seçimde AK Parti 400 civarı milletvekili ile gelir ve anayasayı değiştirebilecek çoğunluğa ulaşır. Bu sefer hem de tam başkanlık sistemi, referanduma gitmeden meclisten geçer. Aslında HAYIR oyu verenler başkanlığa çalıştı, EVET oyu verenler ise cumhurbaşkanlığı sistemine çalıştı.

Yani kısacası; referandum iptal edilirse, bundan en fazla AK Parti karlı çıkar. Hem daha güçlü gelir hem başkanlığı meclisten geçirerek sisteme daha hızlı geçer.

ED: Erdoğan nasıl bir yol çizecek? 2019'a kadar seçimi bekler mi, yoksa olağanüstü bir seçime gidilmesi kararı mı alınır?

Galip İlhaner: Bir erken seçim bekliyorum. Erdoğan, bir an önce cumhurbaşkanlığı sistemine geçmeyi planlıyor. Bunun için de erken seçime gitme olasılığı son derece yüksek. Erdoğan, aynı zamanda AK Parti içinde de bir temizlik yapacak. Bu fırsatı da değerlendirmiş olacak. Referandum sürecinde çalışmayan çok sayıda milletvekili, belediye başkanı olmuştur.

Benim AK Parti’ye önerim, yeni bir partinin kurulmasıdır. Bu şekilde AKP'liler daha kolay tasfiye edilebilir. Erdoğan bu riske girmeden bunu yapacak gibi görünüyor. Yani AK Parti ismini koruyarak tasfiyeyi gerçekleştirmeyi planlıyor. AK Parti ismine yeni kavram da ekleyebilir. Cumhuriyet AK Partisi olabilir. C-AK Parti şeklinde ya da AK Cumhuriyet şeklinde, AKC Partisi, AK Cumhuriyet Partisi olabilir. Halkın önemli bir kesiminde AK Parti’nin cumhuriyeti bitireceği anlayışı var. Bu şekilde bu tartışmaların da önüne geçilmiş olur.

ED:  Seçim sonrası Türkiye'yi nasıl bir gelecek bekliyor? Bu sistem neleri kendisiyle birlikte getirecek? 

Galip İlhaner: CHP’nin Türkiye’yi gerginleştirip gerginleştirmemesine bağlıdır. CHP ortamı gerginleştirirse; Erdoğan “hodri meydan, haydi erken seçime gidelim” diyebilir. Buradan da bir mağduriyet çıkararak faydalanabilir. Kürtlerin desteği garantiye alınmış durumda zaten.

Erken seçime gidilmezse, istikrar korunmaya çalışılarak ekonomi canlandırılacaktır. 2019 yılına kadar istikrar devam eder. Bundan böyle ekonomiye ağırlık verilmelidir.

ED: Son olarak, bu seçimler, önümüzdeki başkanlık seçimlerinde şu anki muhalefetin  Erdoğan'a rakip olamayacağını ortaya koydu. Seçimler için muhalefet nasıl karar alır? Koalisyon mu kurar, yeni bir aday mı çıkartır, yoksa olduğu gibi devam mı eder?

Galip İlhaner: Muhalefetin Erdoğan ve AK Parti’yi durdurma fırsatı yakaladığı seçim sonuçlarından görülüyor. Fakat, muhalefetin bunu gerçekleştirme kapasitesi ve kabiliyeti yoktur. Muhalefetin Erdoğan’a rakip olabilecek bir adayı kendi içinde bulması çok zor. Ancak AK Partili biri bulunabilir mi? Bu tartışmalı. Muhalefet Abdullah Gül gibi birini belli şartlarla destekleyebilir.

MHP tabanı, Erdoğan ile CHP arasında bir tercihte bulunursa, Erdoğan’a yönelir. Erdoğan faktörü ile % 65 üzerine çıkmak da kolaylaşır. MHP tabanı geçiş dönemini yaşadığı için, referandumda adapte olamadı ama, cumhurbaşkanlığı seçiminde Erdoğan’dan yana oy kullanma ihtimali daha yüksek olur. Ayrıca, Erdoğan faktöründen dolayı da Kürtlerin oyu daha fazla artacaktır. Muhalefetin koalisyon aday belirlemesi son derece zor.

CHP ve HDP ortak bir aday belirlerse, Erdoğan ya da AK Parti adayı yüzde 65 üzerine bile çıkabilir. CHP, MHP ve HDP’nin bir araya gelmesi ise zaten imkansız. MHP tabanı Erdoğan’lı bir referanduma bile tam destek vermediğine göre, HDP desteğinin olduğu bir tarafa zaten oy vermez. CHP ve MHP ortak aday belirlerse; Kürtler Erdoğan’a oy vereceği için, muhalefetin cumhurbaşkanı seçme şansı neredeyse imkansız. Bu durumda tek yol kalıyor, Erdoğan’a AK Partili bir rakip bulmak. Siyasette her şey mümkündür. Erdoğan’a AK Parti içinden rakip çıkabilir. Özellikle, dış destekli rakip çıkabilir. Örneğin, ABD veya AB destekli.  Bu durumda Erdoğan’ın seçilmesi zorlaşabilir, bazı sürprizler çıkabilir. Onun dışında, Erdoğan’ın cumhurbaşkanı olması garantidir. Yani sonuç olarak, muhalefetin kendi adayı yok. Ancak AK Parti içinden ya da AK Parti geçmişi olan birini aday göstererek başarılı olabilir. Bu durumda AK Parti, AK Parti adayları ile yarışmış olur. Cumhurbaşkanlığı seçimi; AK Parti ile AKP’li aday arasında geçer. Kazanan ya Türkiye, Erdoğan ya da… 

 


Röportaj: Mirali Mirhaşimli

EurasiaDiary © İçeriğin yayınlanması için hiperlink kullanılmalı.

Bizi takip edin:
Twitter: @EurasiaTurk
Facebook: EurasiaTurkiye


loading...