20 Kasım, Pazartesi


IKBY’deki güç kırılması PKK’ya alan açar - ÖZEL

Uzman görüşü

A- A A+

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY), bağımsızlık referandumu sonrasında Bağdat’ın müdahalesiyle derin bir siyasi, ticari, askeri ve diplomatik kriz sarmalına girdi. Siyasi partilerin ‘ihanet’ suçlamaları, ekonomik ambargolar, liderlere ve peşmergeye güvensizlik, halkın derin hayal kırıklığı ve bağımsızlık hayalinin bir kere daha ertelenmesi ise bölgede nispi bir güç kırılmasına kapı araladı. Bu güç kırılması yerel aktörlerin her biri için ayrı sonuçlar doğuracağı gibi, tarihsel olarak Barzani liderliğindeki KDP ile rekabet halindeki terör örgütü PKK’ya da alan açacağa benziyor.

Siyasi belirsizlik

Erbil’de KDP ve Süleymaniye’de KYB merkezli ikili yapının aşiretlere dayalı yönetimi bölgeyi yolsuzluk, yozlaşma ve nepotizme sürüklerken, KYB’den ayrılarak partileşen Goran’ın 2013’te ikinci parti konumuna gelmesi ise halkın yönetimden huzursuzluğunu somutlaştırmıştı. Gelinen noktada başarısız olan KDP lideri Barzani’nin başkanlık süresini uzatmayarak görevden ayrılması ve parti içi liderlik yarışının başlaması; öte yandan KYB’de tarafların birbirini ‘ihanet’ ile suçlayan kırılgan yapı ve iki parti arasında süregelen suçlamalar bölgede siyasi belirsizliğe neden oldu.

Ayrıca PKK’nın, ABD tarafından yalnız bırakıldığına inanan KDP’ye karşı, Suriye’de ABD’nin desteklediği ve Batı’nın da katkı sunduğu ‘demokratik özerklik’ kılıfıyla, hayal kırıklığı yaşayan Kürt gençlere ve özellikle referandumda hayır oyu veren kitleye yönelmesi muhtemel.

KYB ve Goran’ın PKK ile yakın ilişkileri dikkate alındığında, örgütün bu iki aktörle birlikte hem KDP’nin halk nezdinde hayal kırıklığı yaratan politikasını araçsallaştıracağı hem de KDP ile rekabet eden KYB ve Goran ile dirsek teması üzerinden muhalif kitleye daha da yaklaşacağını tahmin etmek zor değil. Suriye’de PKK’ya alan açan, sınırlarındaki PJAK ile ateşkes imzalayan ve aynı zamanda IKBY’de KYB ve Goran’a nüfuz edebilen İran’ın örgüte yaklaşımı bu ihtimallere yön verecek başlıca etkenlerden biri olarak gözüküyor.

Sincar’da ikinci çekiliş mi?

Bölgede IŞİD’le mücadeleyle halk nezdinde güven kazanan Peşmerge’nin Bağdat’a karşı çatışmadan çekilmesi halk nezdinde sorgulanmasına neden oldu. Özellikle IŞİD’in 2014’teki saldırısında Sincar’dan da çatışmadan çekildiği iddia edilen Peşmerge’nin bu kez de Bağdat’a karşı bölgeyi terk etmesi, bölgedeki Ezidiler üzerindeki zayıf nüfuzuna da zarar vererek PKK’nın etki alanını genişletti. PKK’nın silahlandırdığı Ezidiler üzerinden alan hakimiyeti sağladığı ve defalarca kanton ilan ettiği Sincar’dan peşmergelerin çekilmesi ve yerine Ezidilere geçmişte maaş ve silah veren Haşdi Şaabi’nin gelmesi ise bölgenin örgütün tekeline girme tehlikesini yarattı. Öte yandan KYB’nin, anlaşma ile Bağdat’a bıraktığı Kerkük’e tekrar dönmesi durumunda, bölgeyi yeniden örgüte açması beklenebilir.

Son olarak, Bağdat ve bölgesel güçlerin IKBY’ye yönelik ticari kısıtlamaları devam ettiği takdirde özellikle enerji gelirlerini elinde tutan KDP’nin ekonomik gücü zayıflayabilir. Hali hazırda IŞİD’le mücadelenin mali külfeti, Bağdat’ın enerji ve maaş ödemelerini kesmesi ve petrol gelirlerinin düşmesi sonucu halkın yakinen hissettiği ekonomik krizin derinleşmesi, şüphesiz gücü elinde tutan aktörlerle halk arasındaki ilişkiye de ivme katacak. Suriye’de ABD destekli PKK’nın Rakka’nın alınışını Öcalan posteriyle kutladığı bir dönemde ABD’nin ihanetini dile getirerek geri adım atan Barzani sonrası Erbil’in örgüte karşı yapması gereken ise Türkiye ile yakınlaşmak. Bunun için ise yakın geçmişe kadar ekonomik, siyasi ve askeri anlamda destekçisi olan Ankara ile ilişkilerini düzeltmesi ve PKK’ya karşı geçmişteki göstermelik politikalarının aksine ciddi bir ortaklığa girmesi gerek. 



Dış politika ve özellikle Irak Kürt Bölgesi üzerine çalışmalarıyla bilinen Gazeteci Bekir Aydoğan

Image result for Bekir Aydoğan

EurasiaDiary © İçeriğin yayınlanması için hiperlink kullanılmalı.

Bizi takip edin:
Twitter: @EurasiaTurk
Facebook: EurasiaTurkiye


loading...