26 Nisan, Perşembe


Katalonya seçimleri ile Avrupa için siyasi tehlikeler arttı - ÖZEL

Uzman görüşü

A- A A+

Reel Kapital Menkul Değerler Araştırma Müdür Yardımcısı Enver Erkan

İspanya’nın özerk bölgesi Katalonya’da yapılan bölgesel seçimlerde bağımsızlık yanlısı olan 3 partinin, bölgese parlamentoda çoğunluğu sağladığı görülüyor. Her ne kadar Katalonya’nın İspanya ile kalmasından yana olan Ciudadanos (Vatandaşlar) partisi seçimlerde 1. parti olsa da, ayrılıkçı partilerden sürgündeki eski Katalonya Bölgesel Yönetimi Başkanı Carles Puigdemont’un lideri olduğu, PDeCAT (Katalan Avrupa Demokratik Partisi) ve CDC’den (Katalonya Demokratik Uyuşma) oluşan Junts per Catalunya (Katalonya için Birlikte) koalisyonu ile CUP (Halk Birliği Adaylığı Partisi) Katalonya parlamentosunda toplamda 70 koltuk elde etti. Katalonya parlamentosunda 135 koltuk bulunuyor. Bu da bölgesel parlamentoda ayrılıkçıların çoğunlukta olması demek olacak.

Ayrılıkçılar seçimden önce 72 koltuğa sahip oldular ve İspanya merkezi hükümetinin bağımsızlık yanlılarına uyguladığı baskılara rağmen, elde edilen 70 koltuk, çoğunluğu korumaları bakımından bağımsızlıkçılar için önemli bir zafer. Katalonya parlamentosunda yeni dağılım şu şekilde;

İspanya’da iktidarda olan Başbakan Mariano Rajoy’un Halk Partisi’nin Katalonya uzantısı olan Halk Partisi, tablonun en dibinde. 11 koltuktan 3’e düştüler ve seçmenlerinin büyük kısmını diğer özerklik yanlısı partilere kaptırdılar. İspanya elbette bağımsızlık isteğinin karşısında durmaya devam edecektir, ancak Madrid yönetimi üzerindeki baskı bu noktadan sonra daha çok büyüyecektir. Buna karşın; Katalonya’nın statüsünün değiştirilebilmesi için Katalan parlamentosunda 3’te 2 çoğunluk (90 koltuk) gerekiyor, dolayısıyla bağımsızlıkçıların sayısı Katalonya’nın statüsünün değiştirilmesi veya yeni bir referandum yapılması talebi için yeterli değil.

Bir yanda İspanya – Katalonya, bir yanda da İngiltere – İskoçya ayrılığı önümüzdeki yıllarda sıklıkla değerlendirilecek gibi görünüyor. Tabii, Katalanlar ayrılıyoruz diyerek ayrılamazlar, bunun sonuçlarını gördük. Avrupa Birliği tarafından tanınmayacak bir bağımsızlık da, bölgenin ekonomik gücünü ambargolar üzerinden kaybetmesine neden olur. Çünkü AB üyesi olamayacaklar, ticaret yapamayacaklar. Zaten AB de, Avrupa’daki birçok ülkede ayrılıkçı bölgeler olduğu için domino etkisi yaratmasın diy e İspanya’yı desteklemeye devam eder. Bundan sonra ne olacağı veya ne gibi aksiyonlar alınacağı bilinmez, ancak siyaset Avrupa ekonomisine daha da bir hakim olmaya başlıyor.

IBEX 35’te %1’lik satış; İspanya, İtalya ve Portekiz tahvil faizlerinde hızlı bir yükseliş görülüyor. Bu üç ülkenin faizlerinin artıp, Almanya’nın tahvil faizlerinin bugün geriliyor olması, Avrupa tahvil piyasasının bir risk fiyatlaması içinde olduğunu gösteriyor. Sonuç olarak İspanyol – Alman, İtalyan – Alman ve Portekiz – Alman faiz spreadlerindeki açılma ve ilgili ülkelerinin getiri eğrisinde dikleşme EUR için pek hayırlı değil. İkinci görselde İsp/Alm ve İta/Alm spreadi ile EUR arasındaki ilişkiyi görebilirsiniz; spreadler yüksek olduğu zaman EUR düşük, düşük olduğu zaman yüksek... 1,1850 seviyesini EUR açısından kritik görüyorum, satışlar şimdilik orada karşılanıyor gibi. Düşüş eğilimi devam ederse 1,1790 ilk hedef olacaktır ve asıl düşüş de o destekten sonra başlar. ABD ve Avrupa politika ayrışımları ve ECB’yi de işin içine katarsak senaryolar karışıyor. Ancak geniş resimde yakın vadede iki kıta arasındaki ayrışma da ABD lehine gözüküyor, bu yüzden aşağı yönlü baskı biraz daha etkin olabilir.

Reel Kapital Menkul Değerler Araştırma Müdür Yardımcısı Enver Erkan

EurasiaDiary © İçeriğin yayınlanması için hiperlink kullanılmalı.

Bizi takip edin:
Twitter: @EurasiaTurk
Facebook: EurasiaTurkiye


Загрузка...


loading...